Kadınca haller

İstanbul,istanbul hakkında bilgiler,İstanbul da gezilecek yerler

Kategori: SEYAHAT

Marmara Bölgesi’nde, Türkiye’nin en büyük ili olan İstanbul’un doğusunda Kocaeli, güneyinde Bursa ve Marmara Denizi, batısında Tekirdağ, kuzeybatısında Kırklareli, kuzeyinde de Karadeniz bulunmaktadır. Kuzey-güney doğrultusunda uzanarak Karadeniz ile Marmara’yı birleştiren İstanbul Boğazı, aynı zamanda Asya ile Avrupa’yı da iki köprü ile birleştirmektedir. İstanbul Trakya ve Kocaeli düzlükleri arasında bir plato konumunda olup, yüksekliği çok fazla olmayan tepelerle engebelenmiştir. Ayrıca Marmara ve Karadeniz’e dökülen akarsu vadileri ile de bölünmüştür. İstanbul’un Avrupa yakasındaki belli başlı yükseltileri Yalıköy yakınlarındaki Garipkuyu tepesinde (361 m.) yükselen ve doğuya doğru alçalan Istıranca Dağlarının uzantılarıdır. Asya yakasında ise, Kocaeli platosunda yükselen dağlardır. Bunlar Aydost Dağı (537 m.), Kayış Dağı (438 m.), Alemdağ (442 m.), Büyük Çamlıca Tepesi (262 m.) ve Yuşâ Tepesi’dir (202 m.).

İstanbul’da kısa ve düzensiz akışları olan akarsular vardır. Bunların çoğu denizlere ve göllere dökülür. Terkos Gölü’ne Istıranca deresi, Küçükçekmece Gölü’ne Sazlıdere ve Nakkaş Dere, Büyükçekmece Gölü’ne Hamzalı, Çakıl, Eskice dereleri, Haliç’e Alibey ve Kâğıthane dereleri, Karadeniz’e Riva ve Göksü dereleri, Marmara Denizi’ne Safran ve Sellimandıra dereleri dökülmektedir. Yaz aylarında bu derelerin suları azalır. Kış aylarında da taşkınlıklar oluştururlar. Bunlardan Alibey Deresi üzerinde Alibey Barajı, Riva deresi üzerinde Ömerli Barajı, Heciz Deresinin kollarından Darlık Deresi üzerinde Darlık Barajı, Göksu Deresi üzerinde de Elmalı Barajı kurulmuştur. Baraj göllerinin yanı sıra il sınırları içerisinde Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Terkos gölleri bulunmaktadır.

İl topraklarını bölen çok sayıdaki vadilerin en önemlileri İstanbul Boğazı ile Haliç’tir. Ancak, bu vadilerin çoğu günümüzde yerleşim alanına dönüşmüştür. Akarsu vadileri ise tarım alanları olarak kullanılmaktadır.

Karadeniz kıyılarındaki yüksek alanlar ormanlarla kaplıdır. Marmara kıyılarında plaj niteliğinde yerleşimler bulunmaktadır. Bunların başında Silivri, Selimpaşa, Kumburgaz, Büyükçekmece, Küçükçekmece, Dragos, Tuzla, Yalıköy (Podima), Karaburun, Kısırkaya, Kumköy (Kilyos), Demirciköy, Riva ve Ağva gelmektedir. İlin yüzölçümü 5.220 km2, toplam nüfusu ise 10.072.447’dir.

İstanbul’da Akdeniz ile Karadeniz iklimleri arasında geçiş iklimi olarak tanınan Marmara iklimi hakimdir. Güneyde Marmara kıyılarında yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık geçerken, Karadeniz kıyılarında yazlar daha ılık ve yağışlı, kışlar da serin geçer.

Ekonomik yönden İstanbul, Türkiye’nin en gelişmiş kentlerinden biridir. Turizm, sanayii, ticaret ekonomisinde ağırlıklıdır. Sanayi kuruluşlarının büyük çoğunluğu il dışına taşınmasına karşılık, kent imalat sanayi yönünden önemini korumaktadır. İstanbul sanayiinde asıl gelişme Cumhuriyetten sonra başlamıştır. 1950’lerden sonra hızlanan sermaye birikimleri, özel sektöre sağlanan destek, sanayi ve ticaret yönünden İstanbul’un önde gelen bir kent olmasına olanak sağlamıştır.

İstanbul doğal güzelliği, zengin kültür varlıkları, ulaşım ve konaklama konusundaki gelişimi ile Türkiye’nin en önde gelen turizm merkezlerinden biri olmuştur. Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin büyük bir bölümü İstanbul’dan giriş yapmaktadır.

Tarih boyunca İstanbul’un mesire yerleri ünlü idi. Ancak çarpık yapılanma sonucu bunların büyük bir kısmı özelliğini yitirmiştir. Günümüze gelebilen mesire yerlerinin başlıcaları, Emirgân Korusu, Gülhane Parkı, Yıldız Parkı, Çamlıca tepesi ve Adalar’dır. Ayrıca Kemerburgaz’da Aziz Paşa Ormanı, Odayeri; Çatalca’da Çilingoz ve İnceğiz; Sarıyer’de Belgrat ormanı, Binbaşı Çeşmesi, Kurt Kemeri ve Fatih Ormanı; Adalar’da Dilburnu, Değirmenburnu ve Kalpazankaya; Alemdağ’da Taşdelen, Kaynakdolduran; Anadolu Hisarı’nda Kavacık ve Hacet Deresi; Beykoz’da Karakulak Ormanı ve mesire yerleri bulunmaktadır. Ayrıca Kuzguncuk, Yıldız, kandilli, Vaniköy, Bebek, Emirgân, Çubuklu, Abrahampaşa, Beykoz, Tarabya, Büyükdere koruları da onları tamamlamaktadır.

İstanbul ekonomisinde tarımın payı çok azdır. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde başlayan gıda ürünlerinin dışarıdan gelişi ve İstanbul pazarlarına aktarılması günümüzde de sürmektedir. İlin tarım alanlarının büyük bölümleri yapılanmaya ayrılmıştır. 1950’li yıllara kadar kent içerisinde ve çevresindeki bağ, bahçe ve bostanlardan karşılanan gereksinim, bugün kalmamıştır. Silivri, Çatalca, Şile gibi ilçelerde kısıtlı miktarda tarım yapılmaktadır. Buralarda buğday, elma, armut, yulaf, ay çiçeği ve soğanın yanı sıra sebzecilik yapılmaktadır. Aynı ilçelerde hayvan besiciliği ve tavukçuluk da yapılmaktadır. Buna karşılık balıkçılık İstanbul yaşamında ayrı bir yer tutmaktadır.

İstanbul’un yer altı zenginlikleri bakımından önemli olan ilçeleri Çatalca, Şile, Bakırköy, Kartal, Gaziosmanpaşa, Sarıyer, Beykoz, Eyüp’tür. Şile yöresinde bentonit, kil, sanayi kumu, tuğla, kiremit hammaddesi ve linyit; Bakırköy’de çimento hammaddesi; Kartal yöresinde kiraçtaşı ve çimento hammaddesi; Gaziosmanpaşa yöresinde kaolin; Sarıyer yöresinde kil, sanayi kumu ve kaolin; Eyüp yöresinde kil ve Ağaçlı Köyünde linyit yatakları bulunmaktadır.

İstanbul tarih boyunca çeşitli şekillerde isimlendirilmiştir. Kaynaklar İstanbul’un 135 civarında ismi olduğunu belirtmektedir. Dünyanın büyük kentlerinden hiç birisi bu kadar çok isimle tanınmamıştır. Bununla beraber İstanbul’un isimleri kesin bir kronolojiye göre sınırlanamamaktadır. Kentin ilk yerleşimi olan tarihi yarımadanın bilinen en eski ismi Licus (Ligos)’dur. Bu isim tarihi yarımadaya (Eminönü yöresi) doğru akan Lekop Deresinin sağından Haliç vadisine kadar inen yerin ismi idi. Daha sonra bu ismin yerine Antik Çağ kenti olarak gelişen Byzantion almıştır. Kentin kurucusu kabul edilen Bizas’ın anısına verilen bu isim, zamanla bir imparatorluğun ismi olmuştur. Çeşitli dillerde İstanbul’un isimlerinden ve kente verilen sıfatlardan bazıları şunlardır: Secunda Roma (II.Roma), Nova Roma (Yeni Roma), Roma Orientum, Megalipolis (Büyük Şehir), Kalipolis (İyi şehir), Konstantinopolis (Konstantinin Kenti), İslambol İstimboli, İstimpolin, Kayzer-i Zemin, Mahrusa-i Konstantiniye, Mahmiye-i İstanbul, Pay-ı Taht-ı Saltanat, Asitane, Beldetü’l Tayyibe, Darü’l Hilafe, Darü’l İslâm, Darü’l Mülk, Darü’s Saltana, der Aliyye, Der-i Devlet, Dergâh-ı Selâtin, Dersaadet ve İstanbul’dur.

Byzantion, M.Ö.VII.yüzyılın ortalarında büyük Yunan göçleri sırasında kurulmuş ve bu döneme ait çok az da olsa çanak çömlek parçaları Sarayburnu çevresinde ele geçmiştir. İstanbul çevresindeki en eski yerleşim yeri, Anadolu yakasındaki Fikirtepe, Çatalca, Dudullu, Ümraniye, Pendik, Davutpaşa, Kilyos ve Ambarlı’dır. Bu bölgede, Kalkolitik Çağda, MÖ.3000’in başlarından itibaren yerleşim olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte, İstanbul’un 20 km. batısındaki Küçükçekmece’nin kuzeyindeki kayalık bir tepe üzerinde yer alan Yarımburgaz Mağarası’ndaki buluntular, Orta Paleolitik Çağdan (MÖ.5000-3000) başlayarak burada yerleşimin olduğunu göstermektedir. Nitekim, bu mağara Bizanslılar zamanında kutsal bir yer olarak kabul edilmiştir. Bu verilere karşın, ilk kentin, doğal bir koy olan 7.5 km. uzunluğundaki Haliç (Keras)’in üst tarafında, Alibey ve Kâğıthane dereleri arasındaki dağlık ve yüksek burunda, Silivritepe’de kurulduğu öne sürülmektedir. Ayrıca, bugün Sarayburnu olarak bilinen ve kent surlarıyla kuşatılmış bölgede yerleşim olduğu da bilinmektedir. Plinius, bu kesimde Lygos adı verilen bir köyün bulunduğundan söz etmektedir. MÖ.VIII.- VII. yüzyılda ise Megaralılar Ege ve Marmara kıyılarından Boğaz’a gelerek Sarayburnu (Akra)’nda, büyük olasılıkla Trak yerleşmesinin üzerine kentlerini kurmadan önce Khalkedon (Kadıköy) çevresine yerleşmişlerdir. Bu dönemde, Haliç’in sonunda, Galata’nın bulunduğu kesimde ve Hrisopolis (Üsküdar)’te de Yunanistan’dan gelen koloni yerleşmeleri olduğu bilinmektedir. Sarayburnu’ndaki yerleşme sonradan Byzantion olarak anılmaya başlanmış, diğer kesimleri ise Konstantinopolis’in dış mahalleleri haline gelmiştir. Bu dönemden sonra, M.Ö. 513’te Pers, M.Ö. 479’da Sparta, MÖ. 477 sonrasında Atinalıların egemen buraya egemen olmuşlardır. Kent, MÖ. 340-339’da da Makedonya Kralı II. Philippus’un eline geçmiş, Helenistik Çağda Byzantionun, Sirkeci, Sultanahmet ve Ahırkapı çevresinde gelişmiş, tüm yapılar antik akropol olan Topkapı Sarayı ve çevresinin bulunduğu alanda toplanmıştır. Akropolde bulunan kent, taş bloklarla yapılmış sağlam duvarlarla kuşatılmıştır. Burada surların batısında Trakion Kapısı ile 27 kule bulunmaktaydı. Sarayburnu yakınındaki tepede yer alan ve içinde saray, Zeus, Athena, Artemis-Selene ve Poseidon mabetleri, hamamlar, gymnasion , agora, stadion ve tiyatronun bulunduğu Akropolis ayrı bir duvarla kuşatılmıştı. Akropolis yakınında etrafı revaklarla ( porticus ) çevrili, dörtgen planlı bir Agoranın ortasında Apollon, Helios’un tunçtan bir heykeli bulunuyordu. Agoranın batısında Traklara karşı kazanılan bir savaşın anısına yapılmış bir başka meydan daha vardı. Ayrıca şehrin en büyük hamamı olan Akhylleos Hamamı’da bu çevrede idi. Trakya’dan su kanalları aracılığıyla getirilen sular, şehrin içerisindeki açık ve kapalı sarnıçlarda toplanıyordu. Nekropolis (mezarlık) de batıda, surların dışındaydı. MÖ.II. yüzyıl sonlarına kadar, yüksek duvarlarla çevrilmiş Byzantion, zengin bir kentti. Bu refah düzeyinin kaynağını balıkçılıktan elde edilen gelirler, Boğaz’ı geçen gemilerden alınan vergiler ve toprağın verimliliği oluşturmakta idi. Bu durum MS.193 yılında, Roma İmparatorluğunda taht kavgalarının neden olduğu kargaşa dönemine kadar sürmüştür.

Devletin yönetimini ele geçiren Septimus Severius zamanında (193-211) önce en önemli yapıları ile birlikte büyük ölçüde yıkılan, sonra yeniden daha büyük olarak kurulan kent, oğlu Aurelius Antoninus Caracalla’nın adına izafeten Anatonina olarak tanınmıştır. Sirkeci’den Çemberlitaş’a, oradan da doğuda Marmara Denizi’ne kadar uzanan, ancak günümüze gelememiş surlar Septimus Severus tarafından yaptırılmıştır. Kent merkezi, hamamlar Apollon-Helios ve Aphrodite mabetleri ve tiyatro da dahil olmak üzere anıtsal yapılarla donatılmıştı. Nekropolis (mezarlık), Çemberlitaş’la Beyazıt arasındaki alanda yer almaktaydı. Zamanın ana yolları iki yanda sütunlarla sınırlandırılmıştı ve bu caddelerin en ünlüsü, Divanyolu (Yeniçeriler) Caddesi güzergâhını izleyen Mese Caddesi idi.

Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden sonra Konstantinopolis, yeniden yapılanmaya başlamıştır. Ancak, bunlar yangın, deprem, kuşatma ve isyanlardan ötürü zarar görmüş, çoğunun kalıntıları günümüze ulaşamamıştır. Bizans döneminde şehir, akropolün çevresindeki alanda yapılan Hippodrom, Hagia Sophia, Hagia Eirene ve Sarayburnu’na kadar uzanan Büyük Saray çevresinde toplanmıştı. İmparator Theodosios II. Zamanında şehir genişletilmiş, surlar bugünkü Edirnekapı’dan Balat’a kadar inen alana kadar uzatılmıştır. Kent içerisinde kiliseler, manastırlar yapılmıştır. Kentin ticaret merkezi de Hippodrom’dan bugünkü Beyazıt Meydanı’na kadar uzanan alanda yer alıyordu. Ayrıca çeşitli meydanlar, sütun ve heykellerle bezenmiştir. Bunlardan hemen hepsi günümüze kadar iyi durumda gelebilmiştir.

Bizans İmparatorlarından Arcadius (395-408), II.Theodesius, II.Iustinianus (527-565), Thephios, III.Mikhael kente yeni yapılar eklemiştir. Buna rağmen kentin tarihi yarımadası çeşitli isyanlardan büyük ölçüde etkilenmiş, zaman zaman da yakılıp yıkılmıştır. İstanbul patriği Ioannes Chrisosthomos’un İmparator Arcadius’un karısı Eudoksia ile sürekli çatışması halkı ayaklandırmış, çıkan isyan önlenemeyince Ayasofya başta olmak üzere şehirdeki pek çok yapı yakılıp yıkılmıştır. II.Iustinianus’un yaşamını ve tahtını tehlikeye sokan Nika Ayaklanması (532), eşi Theodora ve komutanı Belisarios’un desteği ile bastırılabilmiştir. Bu ayaklanma sonunda şehrin hemen her yanında yangınlar çıkmış, Hagia Sophia, Hagia Eireni ve Samson Ksenodokion zarar görmüştür. Bunun ardından 732 ve 740 depremleri kentin belli başlı anıtlarının yıkılmasına neden olmuştur. Bu arada ilahi hikmetin simgesi sayılan Ayasofya, Nika İhtilalinden sonra yeniden yaptırılmıştır.

Bizans döneminde İstanbul her geçen gün biraz daha gelişmiş, yerleşim artmış, yapılar yoğunlaşmış, çeşitli heykellerle bezeli Hippodrom yenilenmiştir. Hippodrom’dan Marmara’ya uzanan alanda çeşitli yapılardan oluşmuş Büyük Saray inşa edilmiştir. Tarihi yarımadada büyük yollar ve caddeler açılmıştır.

Romalıların şehirlerini dikili taşlarla ve heykellerle süsledikleri bilinmektedir. Bizanslılar da onları örnek alarak şehrin çeşitli yerlerinde sütunlar dikmiş, üzerlerine imparatorlarının heykellerini yerleştirmişlerdir.

Osmanlılar Konstantinopolis’i ilk kez Sultan Yıldırım Beyazıt döneminde (1389-1402) kuşatmışlardır. Yıldırım Beyazıt Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek için, 1396 yılında bugünkü Anadolu Hisarı’nı yaptırmıştır. Fatih Sultan Mehmet’te (1451-1481) onun karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptırarak Boğazı kontrol altına almıştır. Böylece İstanbul’un fethi için başlayan çalışmalar arasında, kuşatmada gerekli olacak büyük toplar döktürülmüş, 12 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturulmuş, ordunun sayısı arttırılmış ve yardımı önlemek amacıyla bütün yollar tutulmuştur. Bu arada Cenevizlilerin elinde bulunan Galata’nın savaş sırasında tarafsız kalması da sağlanmıştır. Osmanlılar 2 Nisan 1453’te İstanbul surları önünde görülmüş ve iki aya yakın süreden sonra 24 Mayıs 1453’te şehir ele geçirilmiştir.

İstanbul’un fethinden sonra, öncelikle şehrin yıkılan yapıları onarılmış, Bizanslıların güvenliği sağlanmış ve yeni yerleşim bölgeleri oluşturularak Türkler yerleştirilmiştir. İstanbul dört yönetim birimine ayrılmıştır. Bunlardan biri imparatorluğun merkezi olan Suriçi, diğerleri Bilad-i Selase olarak isimlendirilen, Büyükçekmece’yi, Küçükçekmece’yi, Çatalca’yı ve Silivri’yi kapsayan Eyüp yönetimi, diğerleri de Galata ve Üsküdar idi. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’a taşınmış ve yeni bir dönem başlamıştır.

Sultan II.Beyazıt zamanında, depremde büyük ölçüde zarar gören şehir 1510’da hemen hemen yeniden yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında İstanbul’da bir kent planı yapılmış ve geliştirilmiştir. Osmanlı mimarisinin Klasik Dönemine ait eserler Mimar Sinan ve Onun ekolünü benimsemiş mimarlar tarafından yapılmıştır. Bu dönemde İstanbul en parlak konumuna ulaşmıştır.

Osmanlı döneminde şehrin görünümü, sosyal yaşantısı tamamen değişmiştir. Ancak şehir depremler, seller, yangınlar, salgın hastalıklardan zarar görmüştür.

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın Sadrazamlığı (1718-1730) sırasında, lale Devri olarak isimlendirilen dönemde, İtfaiye Teşkilatı kurulmuş, ilk matbaa açılmış ve yeni yapılanma ile İstanbul’un görünümü değişmiş, batılılaşma süreci hız kazanmıştır. Bu arada Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olan Gülhane’de Tanzimat Fermanı ilân edilmiş ve batılılaşma resmen ortaya konmuştur. Bunun sonucu olarak İstanbul yaşamında, eğitiminde, mimarisinde, sanayii kuruluşlarında büyük değişimler görülmüştür. Bu dönemde şehir yeni yerleşim alanlarına doğru genişlemeye başlamıştır. Tarihi yarımada Bakırköy, Yeşilköy yönüne, Galata, Taksim Maçka yönüne doğru yayılırken; Boğaziçi’nde yapılanma hız kazanmış ve Sarıyer’e doğru genişlemiştir. Diğer taraftan şehir Anadolu yakasında Bostancı ve Beykoz’a kadar büyümüştür. Bu dönemde altyapı ve kent hizmetlerinde önemli gelişmeler olmuş, Galata ile Eminönü’nü birleştiren köprü yapılmış, Karaköy’den Beyoğlu’na çıkan dünyanın 3.Metro’su (Tünel) hizmete girmiştir. Rumeli Demiryolu, kent içi deniz taşımacılığı yapan Şirket-i Hayriye’nin kurulması, Şehremaneti (Belediye) örgütünün ve diğer belediye dairelerinin kurulması, ilk telgraf hattının çekilmesi, Zaptiye Nezareti’nin kurulması ve ona bağlı karakolların açılması, Vakıf Gureba Hastanesi’nin hizmete girmesi ve Atlı Tramvay Şirketi bu gelişmelerden bazılarıdır.

XIX.yüzyıl ile XX.yüzyılın başları Osmanlı Devletinin en karmaşık dönemi olmuştur. Bundan da İstanbul büyük ölçüde zarar görmüştür. Peş peşe yenilgilerle sonuçlanan savaşların ortaya koyduğu çöküntü İstanbul’a da yansımıştır. I.Meşrutiyetin ilanı (1876), II.meşrutiyetin ilanı (1908), 31 Mart Olayı ve Hareket Ordusunun İstanbul’a girişi (1909) ve II.Abdülhamit’in tahttan indirilişi, Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rusların Yeşilköy’e kadar gelmesi, Balkan Savaşları’nda (1912) Bulgarların Çatalca’ya kadar ilerlemesi ve I.Dünya Savaşı’nın başlaması bu dönemin, İstanbul’u etkileyen en önemli olaylarıdır. I.Dünya Savaşı’nın başlaması, Mondros Mütarekesi’nin imzalanması (30 Ekim 1918) Osmanlı Devletinin yıkılmasının en büyük nedeni olmuştur. Yunanlıların 23-30 Mayıs 1919’da İzmir’i işgalini kınamak için İstanbul’da Sultanahmet’te düzenlenen mitingler İstanbul tarihinin en önemli olaylarındandır. Bunun ardından İstanbul, 15-16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş, Heyet-i Mebusan kapatılmıştır.

Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Ankara merkez olmak üzere kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti 1 Kasım 1922’de saltanat ve hilafetin ayrıldığını, Osmanlı Devletinin sona erdiğini ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) kurulduğunu ilân etmiştir. Son Osmanlı Padişahı VI.Mehmet (Vahidettin) 17 Kasım 1922’de İstanbul’u terk etmiş, ardından İtilaf Devletleri de İstanbul’dan ayrılmıştır. Yeni Türkiye Cumhuriyetinin ordusu 6 Ekim 1923’te İstanbul’a girmiş ve İstanbul’un ikinci kez fethi gerçekleşmiştir. Bundan sonra İstanbul yüzyıllardır sürdürdüğü başkentlik işlevini yitirmiştir.

İstanbul’daki belli başlı tarihi eserler: İstanbul Doğu Roma, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi eserlerini bir arada toplamış bir kenttir. Doğu Roma’dan (Bizans) başta Ayasofya, Aya İrini gibi Bizans kiliseleri (İstanbul’un fethinden sonra bu kiliselerin büyük çoğunluğu camiye çevrilmiştir), Bizans sarayları, Bizans sarnıçları, su kemerleri, surlar, meydanlar, dikili taşlar ve hippodromu günümüze ulaşan eserlerdir. Osmanlı dönemine ait Erken Dönem, Klasik Dönem, Barok, Rokkoko, Ampir ve Neo-Klâsik üslupta dini yapılar, namazgâhlar, sıbyan mektepleri, kervansaraylar, su yolları, mevlevihaneler ve dergâhlar, medreseler, hanlar, hamamlar, çeşmeler, sebiller, imarethaneler, darüşşifalar, türbeler, tarihi mezarlıklar, kaleler, köprüler, saraylar, kasırlar, yalılar, konaklar ve Türk sivil mimari örneklerini yansıtan eserler, Cumhuriyet dönemi anıtları, binaları günümüze gelmiştir. Ayrıca uygarlık tarihinin tüm eserlerini bir araya toplayan müzeler de yine bu kentte bulunmaktadır.
,,,alıntı,,, 

- 7/11/2009 - yorum {0} - yorum yaz


Abiye Modellerimi arıyorsunuz buyrun o zaman

kırık beyaz nişan kıyafeti,krem nişan kıyafeti,açık pembe nişan kıyafeti,pembe nişan kıyafeti , koyu pembe nişan kıyafeti,fuşya pembe nişan kıyafeti,toz pembe nişan kıyafeti,uçuk pembe nişan kıyafeti Şeker pembesi nişan kıyafeti,açık mavi , koyu mavi nişanlık modeli,lacivert nişanlık modeli,açık yeşilnişanlık modeli,yeşilnişanlık modeli koyu yeşilnişanlık modeli,abiye çeŞitleri,camgöbeği yeşilnişanlık modeli, fıstık yeŞili nişanlık modeli,petrol yeşilnişanlık modeli,bal köpüğü nişanlık modeli,açık kahve nişanlık modeli,kahverengi nişanlık modeli,sarı nişanlık modeli, kırmızı nişanlık modeli,açık kırmızı nişanlık modeli
koyu kırmızı nişanlık modeli,gümüŞ rengi nişanlık modeli,yöresel elbise modelleri,dore nişanlık modeli,staplez nişan elbisesi, askılı nişan elbisesi,askısız nişan elbisesi,tek askılı nişan elbisesi,straplez nişan elbisesi,tesettürlü nişan elbisesi,türbanly nişan elbisesi,kapaly nişan elbisesi,   MEZUNİYET KIYAFETLERİ mezuniyet kıyafetleri
mini mezuniyet kıyafetleri,uzun mezuniyet kıyafeti,en güzel abiyeler,güzel abiye modelleri,Şeçkin marka kıyafet modelleri,en çok tercih edilen mezuniyet kıyafeti,dekolte gece kıyafeti,siyah elbise modelleri,beyaz abiye modelleri,elbise modelleri, kıyafeti modelleri,fırfırlı gece kıyafetleri,organze gece kıyafetleri

lacivert mezuniyet kıyafeti modelleri,elbise modelleri gece elbiseleri mavi mezuniyet kıyafeti modelleri,açık yeşilmezuniyet kıyafeti modelleri, transparan mezuniyet kıyafeti modelleri,askılı mezuniyet kıyafeti modelleri,eflatun mezuniyet kıyafeti modelleri,gece elbisesi modelleri.mor mezuniyet kıyafeti modelleri, drapeli mezuniyet kıyafeti modelleri,saten mezuniyet kıyafeti modelleri,krep saten mezuniyet kıyafeti modelleri,Şifon mezuniyet kıyafeti modelleri tesettürlü mezuniyet kıyafeti modelleri,kapalı mezuniyet kıyafeti modelleri,ipek mezuniyet kıyafeti modeller




LÜTFEN RESİMLERİN ÜZERİNE TIKLAYIN BÜYÜK HALLERİNİ GÖRMEK İÇİN






















mezuniyet kıyafeti resimleri,modern elbiseler,dekolte elbiseler,en güzel elbiseler, kişiye özel kıyafet modelleri, simli mezuniyet kıyafeti modelleri,elbise çeşitleri,güpürlü mezuniyet kıyafeti modelleri,Şeffaf mezuniyet kıyafeti modelleri,siyah mezuniyet kıyafeti modelleri,beyaz mezuniyet kıyafeti modelleri pembe mezuniyet kıyafeti modelleri,kırmızı mezuniyet kıyafeti modelleri,gümüş mezuniyet kıyafeti modelleri,gri mezuniyet kıyafeti modelleri,turkuaz mezuniyet kıyafeti modelleri dore mezuniyet kıyafeti modelleri,en çok tercih edilen gece kıyafetleri,en güzel gece kıyafetleri,




- 3/11/2009 - yorum {0} - yorum yaz


10 günde 5 kilo vermek istermisiniz,diyet yapmak,zayiflamak,diyet menüleri

Kategori: diyetler


Amaç: 10 günde 5 kilo. Günlük kalori: 600 Kcal Bu diyette çay ve kahve şekersiz ve sütsüz içilmelidir. Diyet en fazla iki defa tekrar edilebilir. Aynı diyeti üçüncü kez uygulamak için arada bir hafta normal bir beslenme programı uygulanmalıdır.
DİYETİN GÜNLÜK MENÜLERİ
1. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, bir dilim kızarmış kepek ekmeği, çay. Öğle : Bir parça haşlanmış ya da ızgara et, söğüş domates, şekersiz çay veya kahve. Akşam : Bir dilim kızarmış kepek ekmeği, yeşil salata, bir tane meyve, çay ya da kahve.
2. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi veya bir bardak greyfurt suyu, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği. Öğle : Haşlanmış ıspanak, domates, kereviz salatası. Akşam : Dilediğiniz kadar meyve salatası, çay ya da kahve.
3. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle : Haşlama veya ızgara balık. Mevsim meyvesi, çay veya kahve. Akşam : Söğüş domates, yağsız ve etsiz pişirilmiş kereviz yemeği, çay veya kahve.
4. GÜN
Sabah : 1adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle : 1 adet haşlanmış yumurta veya bir parça yağsız, tuzsuz peynir. Çok az yağlı fasulye yemeği. 1 dilim kepek ekmeği, çay veya kahve. Akşam : Çiğ yeşil biber (veya haşlanmış ıspanak) mevsim salatası, çay veya kahve.
5. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği. Öğle : Izgara balık, yağsız mevsim salatası, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay ya da kahve. Akşam : Yağsız ve tuzsuz beyaz peynir, haşlanmış ıspanak, 1 dilim kepek ekmeği, çay ya da kahve.
6. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle : Çeşitli mevsim meyveleri, çay ya da kahve. Akşam : Yeşil salata, domates, bir parça yağsız peynir, mevsim meyvesi, çay veya kahve.
7. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış kepek ekmeği, çay veya kahve. Öğle : Izgara tavuk eti, domates, havuç, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve. Akşam : Yeşil salata, haşlanmış lahana, mevsim meyvesi, çay veya kahve.
8. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve. Öğle : Haşlanmış lahana, bir tane haşlanmış yumurta, çay veya kahve. Akşam : Mevsim meyveleri, çay veya kahve.
9. GÜN
Sabah : 1 adet mevsim meyvesi, 1 dilim kızarmış çavdar ekmeği, çay veya kahve. Öğle : Izgara yağsız et, domates, haşlanmış lahana, çay veya kahve. Akşam : Haşlanmış tuzsuz karnabahar, mevsim meyveleri, çay veya kahve.
10. GÜN
Sabah : 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve. Öğle : Haşlama veya ızgara yağsız balık, 1 tane mevsim meyvesi, çay veya kahve. Akşam : Yağsız kereviz yemeği, mevsim meyveleri, domates, çay veya kahve.

AEROBİK EGZERSİZ
Kilo verme çalışmalarında egzersizlerin aerobik karakterde olanları çok önemli bir yer tutmaktadır. Aerobik egzersizler, vücuda oksijen kazandıran ve oksijenin kullanım oranını arttıran aktivitelerdir. Günlük yaşamımızın bir parçası olan en basit aerobik egzersiz “Yürüme”dir. Merdiven çıkma, dans etme, step yapma, bisiklete binme ve yüzme içiçe olduğumuz aerobik karakterde egzersiz tipleridir. Fakat burada önemli olan bunları aklınıza geldikçe değil, düzenli fitness veya vücut geliştirme programları ile birlikte, tüm vücudu çalıştırabilecek şekilde ve bir yaşam tarzı haline getirerek uygulamak ve devam ettirmektir.

Aerobik egzersizde esas unsur, düzenli ve belirli sürelerde yapılarak, çalışmaların büyük kas grupları üzerinde yoğunlaştırılması ve kalp atım sayısının uygun düzeyde tutulmasıdır.

Burada önemli olan, kalp atım sayısının dışına çıkılmaması, sizi nefes nefese bırakacak ve kalp atışını zorlayacak bir çalışma temposuna girilmemesidir. Egzersiz programları ve aerobik hareketler insan yaşamında en önemli vazgeçilmez sağlık unsurudurlar. Yaşam tarzı ve kilo vermek, kiloyu kontrol etmek, tüm yaşamı daha sağlıklı ve formda geçirmek için bu tür egzersiz programlarının hiç ihmal edilmemesi gerekir.

Egzersizlerin, insanın tüm yaşamı boyunca moral ve psikolojik dengeleri, metabolik faaliyetleri ve vücut fonksiyonları, kondisyon seviyesi, kalp ve damar sistemi, hormon faaliyetleri, fizik gücü, estetik ve form durumu gibi daha birçok unsurların büyük ölçülerde olumlu yönde etkilenmesi, yeni bir yaşam tarzı oluşturarak, dengeli ve düzenli sporla gerçekleşmektedir. Unutmayın, daha sağlıklı, uzun ve mutlu bir yaşama ancak böyle ulaşabilirsiniz.

- 3/11/2009 - yorum {0} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
moda,makyaj,diyet,dekorasyon,güzellik sırları,gelinlik,nişan,abiye kıyafetler,örgü,dantel,elişi
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

renk kodları
ÖRGÜ MODELLERİ
BEBEK ÖRGÜLERİ
Deryalı Günler
imhos
resim
sihi
kiki
saç
arte
uzut
Kategoriler
  • abiye kiyafetler
  • Abiye(mavi renkli abiyeler)
  • Abiye(mezuniyet elbiseleri)
  • Abiye(mini siyah elbiseler)
  • Abiye(pembe renkli abiyeler)
  • Abiye(uzun elbiseler)
  • Ahmet Maranki formulleri
  • Ahmet Maranki saç dökülmesi formulleri
  • Ahmet Maranki selülitler için masaj yağı
  • Astroloji
  • aşk hikayeleri
  • Balayı hakkında
  • bebek odasi dekorasyon
  • Bikini modelleri
  • Bitki Çayları
  • bitkisel yaglar
  • Burcunuza Göre Makyaj
  • Cilt Bakımı
  • cilt lekeleri icin maske
  • cocuk odasi dekorasyon
  • Detoks diyetiyle arınma
  • Diyabet Hastalığı
  • diyet hataları
  • diyet onerileri
  • diyetler
  • dogal cilt maskeleri
  • Ebru Şallı sağlıklı yaşam
  • Ebru Şallı selülit şurubu
  • egzersizler
  • El ve ayak bakımı
  • el ve vucut bakimi
  • Elma Krom Zayıflama
  • Ender Saraçtan formüller
  • evde cilt bakimi
  • Evlilik Sorunlari
  • Eşarptan bluz modelleri
  • Eşarptan elbise modelleri
  • gebelik ve dogum
  • Gelinlik modelleri
  • Gelinlik modelleri 1
  • Gelinlik modelleri(tesettürlü)
  • gelinlik secerken dikkat
  • genckizlar icin cilt bakim onerileri
  • guzellik sirlari
  • göbek kalça eriten diyet
  • göbeği eritmenin yolları
  • haberler
  • HEPATIT-B
  • IDEAL KILO TABLOSU
  • Kalp sağlığınız için öneriler
  • Kefir nedir(faydaları)
  • Kontak lens
  • lahana diyeti
  • Lazer epilasyon
  • Leyla Çabuk
  • LİNET nasıl 35 kilo zayıfladı
  • Makyaj
  • Makyaj malzemeleri
  • makyaj teknikleri
  • Mantar hastalığı
  • maskeler
  • maydonozun faydaları
  • Mehmet Öz formülleri
  • menapoz
  • migren diyeti
  • Moda
  • OBEZITE
  • REGL(adet sancıları)
  • röfle yaptırmak
  • Sac Bakimi
  • saglik
  • Sauna
  • Saç Kesimi
  • Saç Maskeleri
  • selulit icin bitkisel tarifler
  • selülit
  • selülit icin mezoterapi
  • SEYAHAT
  • sifali bitkiler
  • Sigarayı bırakmak isteyenler
  • Suna Dumankaya bitkisel tarifleri
  • Suna Dumankaya sivilceler için bitkisel tarifler
  • TATLILAR
  • TÜRBAN NASIL BAĞLANIR VİDEOLU
  • Türbanlı gelin başları
  • Türbanlı nişan elbiseleri
  • unutkanlikmi yasiyorsunuz
  • uyku problemi
  • uzun yaşamanın sırları
  • video
  • Yazlık elbise modelleri
  • zayıflatan 10 bitki
  • Önemli bilgiler
  • Örgü Modelleri
  • Örgü şapka modelleri
  • ÖZEL GÜNLER
  • İbrahim Saraçoğlu bitkisel tarifleri
  • İdeal kilo nasıl hesaplanır
  • Şifalı Taşlar
  • Image Hosted by ImageShack.us
    Son Yazılar
    - İstanbul,istanbul hakkında bilgiler,İstanbul da gezilecek yerler
    - Abiye Modellerimi arıyorsunuz buyrun o zaman
    - 10 günde 5 kilo vermek istermisiniz,diyet yapmak,zayiflamak,diyet menüleri
    - bebek gibi bir yüze sahip olmanın yolları
    - Evde yapabileceğimiz doğal maske tarifleri,cilt bakımı,evde cilt bakımı,doğal maske
    - Bitki Çayları,tam grip mevsimi
    - 2009-2010 kış makyajı nasıl olmalı
    - Ahmet Maranki den eklem ağrıları,boyun ağrıları,bel ağrıları için masaj yağı
    - nezle,isveç şurubu,nezle tedavisi,kış hastalıkları
    - Kalça,karın,bacak,bu bölgelerden sorununuzmu var işte formüller
    - Ahemet Maranki basur-hemoroid için bitkisel formüller
    - Ahmet Maranki cilt bakımı maskeleri
    - cilt bakımında yapılan 7 yanlış,cilt bakımını biliyormusunuz?
    - kilo vermek için 30 altın kural
    - 50 altın zayıflama önerisi,zayıflamak istiyorum diyenler
    - kalori yakmanın 100 yolu,kalori nasıl yakılır,nasıl zayıflanır
    - iştahı azaltmanın 10 yolu
    - Neden kilo alıyoruz,kilo almamak elinizde
    - iştahlımısınız o halde okuyun,iştahı kesmek elinizde
    - iştahı azaltmanın yolları,iştah nasıl kapatılır
    - 3 saat diyeti
    - Acil Diyet,acil zayıflamak istiyorum,kilo vermek
    - hızlı incelme diyeti,çabuk zayıflamak isteyenler
    - kış aylarında saç bakımı önerileri
    - kepek,saçlarda kepek sorunu,kepeklenmenin sebepleri
    Arkadaşlarım